Home    Info    Ask
About: 
pijamalitosba:

Yer: Serekaniye
Faşist Türk ordusu ile katiller sürüsü IŞİD yanyana Rojavaya saldırıyor.Tanıyın bunları.

pijamalitosba:

Yer: Serekaniye


Faşist Türk ordusu ile katiller sürüsü IŞİD yanyana Rojavaya saldırıyor.

Tanıyın bunları.

"Bu hayatın dışına çıkmak için intiharın dışında bir yol bulmalısın."

(Kaynak: barisbicakci, kadife gönderdi)

bir dakikanı almak istiyorum.bir ilişkide ne istediğimi, neden bekâr olduğumu açıklayabilirim. ha, ha!zor bir durum -biriyle birlikte olduğunda sen onları seversin ve onlar bunun farkındadır, onlar seni sever ve sen de bunun farkında olursun …ama bu bir parti ve diğer insanlarla konuşursun, gülersin, ışık saçarsın. odayı araştırır, diğerlerinin gözlerini yakalarsın ama bu sahiplenici olman ya da kusursuz bir cinsellik yaşaman için değil senin bu hayattaki kişiliğinle alakalı bir durumdur.bu durum hem komik hem de üzücü ama… bu hayat sona eriyor, ve tam da orada fark edilmeden herkesin önünde duran gizemli bir dünya oluşuyor ama kimse bunu fark etmiyor.yani dedikleri gibi, etrafımızda başka bir boyut var…ama bizde onları algılama yeteneği yok.yani…bir ilişkiye girmeme sebebim işte bu.ya da hayata, sanırım.aşka.sarhoş gibiyim.sarhoş değilim.
Frances Ha-2013

bir dakikanı almak istiyorum.

bir ilişkide ne istediğimi, neden bekâr olduğumu açıklayabilirim. ha, ha!

zor bir durum -
biriyle birlikte olduğunda sen onları seversin ve onlar bunun farkındadır, onlar seni sever ve sen de bunun farkında olursun 
…ama bu bir parti ve diğer insanlarla konuşursun, gülersin, ışık saçarsın. odayı araştırır, diğerlerinin gözlerini yakalarsın ama bu sahiplenici olman ya da kusursuz bir cinsellik yaşaman için değil senin bu hayattaki kişiliğinle alakalı bir durumdur.

bu durum hem komik hem de üzücü ama… 
bu hayat sona eriyor, 
ve tam da orada fark edilmeden herkesin önünde duran gizemli bir dünya oluşuyor ama kimse bunu fark etmiyor.

yani dedikleri gibi, etrafımızda başka bir boyut var
…ama bizde onları algılama yeteneği yok.

yani…
bir ilişkiye girmeme sebebim işte bu.

ya da hayata, sanırım.
aşka.

sarhoş gibiyim.
sarhoş değilim.

Frances Ha-2013

"İnsan, özünü hep kendine saklayabilir mi? Demek istediğim, her şeyini paylaştığı halde, bir parçayı alıkoyup, başkalarından daima dokunulmaz tutabilir mi? Ve eğer bu mümkünse, niçin yapacaktır insan bunu? ‘Başkaları cehennemdir’ se ve eğer giderek ‘ben(de) bir başkasıdır’ise; hatta ben dahil herkes cehennemse, kendime sakladığım o öz, nihayetinde cehennemin dibini boylamayacak mı? Bu, mutlak güvensizliğin en iyi sigorta olduğu yönündeki “düşman dünya” benzetmesinden çok daha öte, ileri bir anlam taşıyor olmalı. Bir defa, öz ve biçim; madde ve ruh gibi Kartezyen ayrımları peşinen kabullenmelisin öz’ünü kendine saklama konusundaki öneriyi değerlendirebilmek için. Başka deyişle,  ‘değişen yüklemlere desteklik eden değişmez gerçeklik’in olduğunu; büyük harfli bir Töz’ün bileşeni olduğunu ön-kabul ediyorsun demektir. İyi de durum eğer böyleyse, zaten onu –istesen de-herhangi biri ile paylaşamazsın. O; senin iraden dışında seni belirleyen ilkedir, alıp satamazsın, üleştirme ya da kaçırma konusu edemezsin. Birinin elini tutmasına izin verdiğinde, maddesel varlığının uzantılarından olan elinden fazlası işgal edilmiyor mu sözgelimi? Sakınımlı alan yalnızca elinin etsel varlığı iken, temasın sende yarattığı duyumun yönü hakkında patron olmaya soyunamazsın.”

İma C. Özkan

Herkesin film yapması gerektiğini söylediniz.
Hayır öyle söylemedim. Daha çok kişi film yapmalı dedim. Yeteri kadar film yok. Bakın, siyah sinema yok mesela. Stokely Carmichael film yapmalı mesela. Fakat yapamaz. Mao kendisine para gönderse bile dağıtımcı bulamayabilir. İşçilerin yaptığı filmler de yok. Kendi tertibatımı, elde avuçta ne varsa hepsini verip en azından bazılarının gerçekleşmesini mümkün kılmayı istiyorum. Bizim halkın yaptığı filmlere ihtiyacımız var, onlar için yapılan filmlere değil. Ayrıca daha başka bir şeyi gayet iyi yapabilecek birçok profesyonel film yapımcısı var
Claude Givaudan’ın deneyi için ne düşünüyorsunuz?
Çok iyi. Dükkana gidip en son Godard’ı almalısınız ve eve götürüp ciltsiz bir kitap okumaktan daha az titizlikle göstermelisiniz. İki yıl içinde TV setlerine kendi filmlerimizin kasetlerini yerleştireceğiz.
İngiltere’nin bir Amerikan kolonisi olduğunu söylediniz. Bu durum filmlerine de yansıyor mu?
İngiliz filmi yok. Londra’da Amerikan film setleri var.
O zaman Amerikan sineması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Dünyadaki en muhafazakar sinema. Bugünle ilgili olmayan, haşat formüller üzerinden gidiyor. Tek amacı insanları çevrelerinden bir an için uzaklaştırıp daha güzel bir ortama sürüklemek. Böylece insanlar sessizliklerine devam edecek ve sistemin böylesi filmler yapmasını sağlamayı sürdürecek.
Bonnie ve Clyde’ı da mı sevmediniz?
Ortalama. Çok ortalama.
Fransa’daki sinema?
O da çok muhafazakar.
Büyük şirketlerin tekelini kırmak için ne önerirsiniz?
Ya kafalarına bir bomba atın ya da onları satın alın.
Fransız TV’si için bir film yaptınız. Devamı gelecek mi?
Sinema ve TV filmleri arasında bir fark görmüyorum. Daha fazla yapmak istiyorum evet, fakat gösterirler mi şüpheliyim. TV hükümete çok bağlı ve bu durum sadece Fransa’da geçerli değil. Hükümetler, egemen olmak konusunda her zaman çok akıllıdır. TV da Küba’da neyse Yunanistan’da da odur.
Hipilerin kapitalizmi aklamak için, tıpkı Sovyetler Komünizmini aklayan Kızıl Muhafızlar gibi önemli bir güç olabileceğini düşünüyor musunuz?
Hipiler politize olmadan hiçbir şey yapamazlar.
Mao’ya mı ihtiyaçları var?
Hayır. Sadece bilinçli politikliğe ihtiyaçları var.
Green Berets’in ilk gecesindeki toplumsal gösteri bazı şeylerin tutuştuğunu gösteriyor.
Evet mükemmeldi. Keşke biri bana da söyleseydi. Ben de giderdim.
İsyan sizce İngiltere’den çıkabilir mi?
Evet, çünkü burada parası ve açık zihni olan birçok insan var. Ama heyhat, akıllarını kullanmıyorlar ve çoğu da paranın bozduğu insanlar. Birşeyler yapabilirler ama yapmayacaklar. Beatles’ı ele alın mesela. Ya da Peter Brook. Marat-Sade’ı Buckingham Sarayı’nın önünde oynatmalıydı.
Çinli Kız’da (La Chinoise) Sorbonne konusunda gaipten haber verdiğinizin farkında mısınız?
Hayır. Kehanet faşizmin mülayim bir şeklidir.
Gelecek filminiz?
Amerika’da çevrilecek. Tek bildiğim bu. Başlığını biliyorum bir de. Bir Amerikan Filmi.
Hiç asit attınız mı?
Hayır. İlgimi çekmedi. Sokaklarda posterlere bakarak kafayı bulurum. İnsanlar bana kafayı buldurur.
Tam annemin dediği gibi, çok teşekkürler.
http://www.futuristika.org/jean-luc-godard-halk-icin-degil-halkin-yaptigi/

Herkesin film yapması gerektiğini söylediniz.

Hayır öyle söylemedim. Daha çok kişi film yapmalı dedim. Yeteri kadar film yok. Bakın, siyah sinema yok mesela. Stokely Carmichael film yapmalı mesela. Fakat yapamaz. Mao kendisine para gönderse bile dağıtımcı bulamayabilir. İşçilerin yaptığı filmler de yok. Kendi tertibatımı, elde avuçta ne varsa hepsini verip en azından bazılarının gerçekleşmesini mümkün kılmayı istiyorum. Bizim halkın yaptığı filmlere ihtiyacımız var, onlar için yapılan filmlere değil. Ayrıca daha başka bir şeyi gayet iyi yapabilecek birçok profesyonel film yapımcısı var

Claude Givaudan’ın deneyi için ne düşünüyorsunuz?

Çok iyi. Dükkana gidip en son Godard’ı almalısınız ve eve götürüp ciltsiz bir kitap okumaktan daha az titizlikle göstermelisiniz. İki yıl içinde TV setlerine kendi filmlerimizin kasetlerini yerleştireceğiz.

İngiltere’nin bir Amerikan kolonisi olduğunu söylediniz. Bu durum filmlerine de yansıyor mu?

İngiliz filmi yok. Londra’da Amerikan film setleri var.

O zaman Amerikan sineması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dünyadaki en muhafazakar sinema. Bugünle ilgili olmayan, haşat formüller üzerinden gidiyor. Tek amacı insanları çevrelerinden bir an için uzaklaştırıp daha güzel bir ortama sürüklemek. Böylece insanlar sessizliklerine devam edecek ve sistemin böylesi filmler yapmasını sağlamayı sürdürecek.

Bonnie ve Clyde’ı da mı sevmediniz?

Ortalama. Çok ortalama.

Fransa’daki sinema?

O da çok muhafazakar.

Büyük şirketlerin tekelini kırmak için ne önerirsiniz?

Ya kafalarına bir bomba atın ya da onları satın alın.

Fransız TV’si için bir film yaptınız. Devamı gelecek mi?

Sinema ve TV filmleri arasında bir fark görmüyorum. Daha fazla yapmak istiyorum evet, fakat gösterirler mi şüpheliyim. TV hükümete çok bağlı ve bu durum sadece Fransa’da geçerli değil. Hükümetler, egemen olmak konusunda her zaman çok akıllıdır. TV da Küba’da neyse Yunanistan’da da odur.

Hipilerin kapitalizmi aklamak için, tıpkı Sovyetler Komünizmini aklayan Kızıl Muhafızlar gibi önemli bir güç olabileceğini düşünüyor musunuz?

Hipiler politize olmadan hiçbir şey yapamazlar.

Mao’ya mı ihtiyaçları var?

Hayır. Sadece bilinçli politikliğe ihtiyaçları var.

Green Berets’in ilk gecesindeki toplumsal gösteri bazı şeylerin tutuştuğunu gösteriyor.

Evet mükemmeldi. Keşke biri bana da söyleseydi. Ben de giderdim.

İsyan sizce İngiltere’den çıkabilir mi?

Evet, çünkü burada parası ve açık zihni olan birçok insan var. Ama heyhat, akıllarını kullanmıyorlar ve çoğu da paranın bozduğu insanlar. Birşeyler yapabilirler ama yapmayacaklar. Beatles’ı ele alın mesela. Ya da Peter Brook. Marat-Sade’ı Buckingham Sarayı’nın önünde oynatmalıydı.

Çinli Kız’da (La Chinoise) Sorbonne konusunda gaipten haber verdiğinizin farkında mısınız?

Hayır. Kehanet faşizmin mülayim bir şeklidir.

Gelecek filminiz?

Amerika’da çevrilecek. Tek bildiğim bu. Başlığını biliyorum bir de. Bir Amerikan Filmi.

Hiç asit attınız mı?

Hayır. İlgimi çekmedi. Sokaklarda posterlere bakarak kafayı bulurum. İnsanlar bana kafayı buldurur.

Tam annemin dediği gibi, çok teşekkürler.

http://www.futuristika.org/jean-luc-godard-halk-icin-degil-halkin-yaptigi/

(Kaynak: mylifeasraphaela)

(cinecat gönderdi)

 
Yılmaz GÜNEY / Ölüm Beni Çağırıyor

 

Yılmaz GÜNEY / Ölüm Beni Çağırıyor

(Kaynak: jinenazadi)

“Nietzsche ile Dostoyevski arasındaki farkları bazen ben de düşünürüm. Dostoyevski’nin inançlı olduğu iddia ediliyor, ben buna pek katılmıyorum. Dostoyevski’nin inançsız ama inanmaya çalışan bir insan olduğunu, bunu başaramadığı için de acı çektiğini düşünüyorum. Fırtınalı doğasının onu inancın güvenli ve sıcak kollarına özlem duymak zorunda bıraktığını düşünüyorum.Ama inanç insanın sadece istemesiyle ulaşabileceği bir şey değil.” —Nuri Bilge Ceylan (via lespossedes)

(Kaynak: theguywithnofuckingtattoo)

“Biri ölür üzülmezsin, sonra sandalyeye asılı hırkasını görürsün,o hırkanın duruşu kalbine oturur.” —Nuri Bilge Ceylan 

(Kaynak: iyininkotusu)

“…şimdi ne yazsam da geçse kalbimin küsü?”Yedi Güzel Adam

(Kaynak: laviyenroz)

Anlatamayacağım. Bu insanlar “Guguk Kuşu” filmini de, Napolyon’un yaşamöyküsü filmini de, limana yanaşan beyaz bir yolcu gemisini de, vitrinlerdeki yeni sonbahar giysilerini de aynı gözlerle seyredebiliyorlarsa, elimden ne gelir?

(Kaynak: thebittersweetend, edika gönderdi)

"The Elephant In The Room" theme by Becca Rucker. Powered by Tumblr. Install theme.